Lozan Kürt Enstitüsü (IKL), “Kürtlerin Çözüm Hakkı ve Geleceği” başlıklı bir konferans düzenledi. Konferans, İsviçre’nin Lozan kentindeki Château d'Ouchy’de gerçekleştirildi.
İlk oturumda yazar Evîn Çîçek, hukukçu Şehmus Özdemir ve hukukçu Celal Baykara, Lozan Antlaşması’nın tarihsel ve hukuki boyutlarını değerlendirdiler.
İkinci oturumda akademisyen Behrooz Şucaî, akademisyen Sharo Garîp ve yazar Diyax Polat, hak, adalet ve egemenlik konularını tartıştılar.
Üçüncü oturumda HAK PAR Başkanı Düzgün Kaplan, PSK Başkanı Bayram Bozyel, PWK Başkanı Mustafa Özçelik, PAKURD Başkanı Gewran Goyî ve PDKS üyesi Cemal Meraî, Kürdistan’ın siyasi durumu üzerine görüşlerini paylaştılar.
TOPLANTI BİLDİRİSİ
Lozan Kürt Enstitüsü Başkanı Necat Zanyar bir bildiri sundu ve toplantı sona erdi.
Zanyar, tarihi bir dönemde, tarihi bir mekanda, tarihi bir duruş sergilemek istediklerini belirtti.
Toplantı bildirisinde, hakların evrensel haklar olarak kabul edilmesi vurgulandı. Neteweyên Yekbûyî (NY) anlaşmasının birinci maddesinde bu hakların kabul edildiği ve Kürtlerin de dünyadaki tüm uluslar gibi kendi kararlarını ve kaderlerini kendilerinin belirlemesi gerektiği belirtildi.
Bildiride, Kürdistan'ın bir ulus olduğu belirtildi. Bu sadece demokrasi, insan hakları, ekonomik kalkınma ve entegrasyon değil. Bunların hepsinin üstünde ve hepsini içinde barındıran bir kavramdır.
Necat Zanyar, 1694 yılından günümüze kadar, en az 300 yıldır Kürt kadın ve öncülerin, Kürt halkının özerkliği ve egemenliği haklarını açıkça savunduklarına dikkat çekti.

MEVCUT DURUM
Lozan Kürt Enstitüsü'nün ortak bildirisiyle, Yeni Doğu ve dünyanın mevcut düzeninin değişeceği belirtilmektedir. Kürtler ve Alevi, Dürzi, Yezidi, Sünni ve Şii gibi dini azınlıklar için Ortadoğu'da egemenlik krizi devam etmektedir. Kürtlerin özgürlüğü ve özerkliği, Yeni Ortadoğu'daki iktidar krizine çözüm getirebilir ve yeni bir denge sağlayabilir. Irak'taki Kürdistan Özerk Bölgesi ve Suriye'deki Kürdistan'ın Rojava bölgesi, bu konuda iki önemli örnektir.
KÜRDİSTAN'IN BİRLİĞİ KOMŞULARIN BARIŞI
Lozan Kürt Enstitüsü, çalışmalarının sonucunda, herkesin Kürtlerin ve Kürdistan’ın birliği ve bütünlüğüne bağlılık göstermesi gerektiğini belirtmektedir. Bu nedenle, “Kürtlerin birliği, komşuların barışı” ilkesini benimseriz.
ENSTİTÜ DESTEKÇİLERİNE ÖDÜL
Toplantının ardından katılımcılar birlikte yemek yediler ve enstitüye destek verenlere plaket takdim edildi.

Lozan Kürt Enstitüsü, kendi kaderini tayin hakkı üzerine bir atölye düzenledi
Mayıs ayında kurulduğu duyurulan Lozan Kürt Enstitüsü, 1923 Lozan Antlaşması müzakerelerinin yapıldığı İsviçre’nin Lozan kentindeki Château d’Ouchy’de “Kendi kaderini tayin hakkı ve Kürtlerin geleceği” başlıklı bir atölye çalışması düzenledi.
Üç oturumdan oluşan bu çalıştaya çok sayıda Kürt yazar, akademisyen ve siyasetçi katıldı. Katılımın sınırlı olduğu "Tarih ve Hukuk" başlıklı ilk oturumda yazar Evin Çiçek, hukukçu Şeyhmus Özdemir ve Kurd-Kav Başkanı avukat Celal Baykara birer konuşma yaptı.
"Kendi kaderini tayin hakkı ve ulus" başlıklı ikinci oturumda, Almanya'daki Bochum Üniversitesi'nden akademisyen Sharo Garip, İsveç'teki Uppsala Üniversitesi'nden akademisyen Behroz Şucai ve yazar Diyax Polat birer konuşma yaptılar ve ulusal egemenlik bağlamında kendi kaderini tayin hakkını tartıştılar.

"Siyasi Perspektifler" başlıklı üçüncü oturumda ise HAK PAR Genel Başkanı Düzgün Kaplan, PSK Genel Başkanı Bayram Bozyel, PWK Genel Başkanı Mustafa Özçelik, PDKS Sorumlusu Cemal Merai ve PAKURD Genel Başkanı Gevran Goyi birer konuşma yaptılar.
Oturumların sonunda Lozan Kürt Enstitüsü Başkanı Necat Zanyar, enstitü adına bir bildiri okudu. Atölye bildirisi, kendi kaderini tayin hakkının evrensel bir hak olduğunu, Birleşmiş Milletler Şartı'nın önsözünde ve birinci maddesinde yer aldığını, 1966 tarihli iki BM uluslararası sözleşmesinin birinci maddesinde güvence altına alındığını ve uluslararası hukukun zorunlu bir normu olduğunu vurguladı. İşte bildirinin öne çıkan bazı noktaları:
Kürdistan davası ulusal bir davadır. Bu, demokrasi, insan hakları, ekonomik geri kalmışlık veya entegrasyon meselesi değildir.
Kürtler, demokratik yollarla kendi kaderini tayin etme hakkını kullanmalı ve kararları ile kaderleri üzerinde kontrol sahibi olmalıdır.
1694'ten bugüne, 300 yıldır Kürtler açıkça ulusal egemenlik talep etmektedir.
2003 sonrası Irak’taki durum, 2011 sonrası Suriye’deki durum, İran’daki rejim krizi ve Türkiye’de 40 yıldır süren savaş, Lozan Antlaşması ile oluşturulan statükonun başarısız olduğunu göstermektedir.
Aleviler, Dürziler, Yezidiler, Sünniler ve Şiiler gibi dini toplulukların egemenlik sorunu da çözülmemiştir.
Güney Kürdistan Federal Yönetimi ve Rojava Kürdistan Özerk Yönetimi bu konuda önemli örneklerdir.
Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı, bölgedeki bir arada yaşama için bir tehdit oluşturmamakta, aksine buna katkıda bulunmaktadır. Kürtlerin birliği ve komşularla barış hayati önem taşımaktadır.
Kürtler, Kürdistan'ın egemen ülkelerindeki diyalog ve müzakere süreçlerini desteklemelidir, ancak Kürdistan sorunu çözülmedikçe, bu tür süreçler barış, kardeşlik ve birlik gibi kavramlarla ilişkilendirilemez.

Lozan Kürt Enstitüsü kendi kaderini tayin hakkı çalıştayı düzenledi
Mayıs ayında kuruluşunu duyuran Lozan Kürt Enstitüsü, İsviçre’nin Lozan kentinde 1923 Lozan anlaşması görüşmelerinin yapıldığı Oşi Şatosu’nda (Château d'Ouchy) “Kendi kaderini tayin hakkı ve Kürtlerin geleceği” adıyla bir çalıştay düzenledi.
Üç oturumda gerçekleştirilen çalıştaya çok sayıda yazar, akademisyen ve Kürt siyasetçi katıldı. Katılımın sınırlı tutulduğu çalıştayın “Tarih ve Hukuk” başlıklı ilk oturumunda yazar Evin Çiçek, hukukçu Şeyhmus Özdemir ve Kurd-Kav başkanı avukat Celal Baykara birer konuşma yaptı.
“Kendi kaderini tayin hakkı ve ulus” başlıklı ikinci oturumda Almanya Bochum Üniversitesi’nden akademisyen Sharo Garip, İsveç Uppsala Üniversitesi’nden akademisyen Behroz Şucai ve yazar Diyax Polat birer konuşma yaptı ve kendi kaderini tayin hakkını ulusal egemenlik bağlamında tartıştı.
“Siyasi Perspektifler” başlıklı üçüncü oturumda ise HAK PAR genel başkanı Düzgün Kaplan, PSK genel başkanı Bayram Bozyel, PWK genel başkanı Mustafa Özçelik, PDKS yetkilisi Cemal Merai ve PAKURD genel başkanı Gevran Goyi birer konuşma yaptı.
Oturumların ardından Lozan Kürt Enstitüsü başkanı Necat Zanyar, enstitü adına bir deklarasyon açıkladı. Çalıştay bildirisinde, kendi kaderini tayin hakkının evrensel bir hak olduğu, BM Anlaşması’nın giriş ve birinci maddesinde bu hakkın yer aldığı, 1966 tarihli BM İkiz Sözleşmelerinin birinci maddesinde bu hakkın güvence altına alındığı ve bunun emredici bir hukuk kuralı olduğu belirtildi. İşte bildiriden öne çıkan bazı başlıklar
Kürdistan davası ulusal bir davadır. Demokrasi, insan hakları, ekonomik geri kalmışlık ve entegrasyon sorunu değildir.
Kürtler demokratik yollarla kendi kaderini tayin hakkını kullanmalı, karar ve kaderine sahip olmalıdır.
1694 yılından günümüze 300 yıldır Kürtler açıkça ulusal egemenlik talebinde bulunmaktadır.
2003'ten sonra Irak, 2011'den sonra Suriye, İran'daki rejim krizi ve Türkiye'de 40 yıldır süren savaş, Lozan Anlaşması'nın oluşturduğu statükonun iflas ettiğini gösteriyor.
Alevi, Dürzi, Yezidi, Sünni ve Şii gibi dini toplulukların egemenlik sorunu da çözülmemiştir.
Güney Kürdistan’daki federal yönetim ve Rojava Kürdistanı’ndaki özerk yönetim önemli örneklerdir.
Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı, bölgede birlikte yaşamaya bir tehdit değil, tam tersine katkı sağlar. Kürtlerin birliği, komşuların barışı esastır.
Kürtler, Kürdistan’a egemen ülkelerde diyalog ve müzakere süreçlerini desteklemeli, ancak Kürdistan davası çözüme kavuşturulmadığı sürece bu tür süreçler barış, kardeşlik ve birlik gibi kavramlarla anılamaz.








