Kürt Medyası

Li Lozanê Komxebata Mafê Çarenivîsê Û Siberoja Kurdan: 'Yekbûna Kurdan Aştiya Cîranan E'

4 görüntülenme
Li Lozanê Komxebata Mafê Çarenivîsê Û Siberoja Kurdan: 'Yekbûna Kurdan Aştiya Cîranan E'

27 Temmuz 2025

Hewlêr (Rûdaw) - Lozan Kürt Enstitüsü, Lozan Antlaşması'nın 102. yıldönümü vesilesiyle, İsviçre'nin Lozan kentindeki Ouchy Sarayı'nda "Kürtlerin Siyasi Hakları ve Geleceği" başlıklı bir konferans düzenledi.

Çok sayıda akademisyen, hukukçu ve siyasi parti liderinin katıldığı konferansta, Kürtlerin özerklik hakkı tarihsel, hukuki ve siyasi açıdan değerlendirildi ve sonunda bir bildiri yayınlandı.

Toplantı üç oturumdan oluştu. İlk oturumda yazar Evîn Çîçek, hukukçu Şehmus Ozdemîr ve hukukçu Celal Baykara, Lozan Antlaşması’nın tarihsel ve hukuki boyutlarını değerlendirdi.

İkinci oturumda akademisyen Behrooz Şucaî, akademisyen Sharo Garîp ve yazar Diyax Polat, Çarenivîsê’nin hakları, ulusallık ve özerklik konularını tartıştı.

Üçüncü oturumda Hak ve Özgürlük Partisi (HAK-PAR) Genel Başkanı Duzgun Kaplan, Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Genel Başkanı Bayram Bozyel, Kürdistan Vatanseverleri Partisi (PWK) Genel Başkanı Mustafa Ozçelîk, Kürdistan Partisi (PAKURD) Genel Başkanı Gewran Goyî ve Suriye Kürdistanı Demokrat Partisi (PDKS) Genel Başkanı Cemal Merayî, Kürdistan’ın siyasi durumu hakkında konuşma yaptılar.

Toplantının sonunda Lozan Kürt Enstitüsü Başkanı Necat Zanyar bir bildiri sundu. Zanyar, bu isteklerin tarihsel bir dönemde, tarihsel bir mekânda, tarihsel bir duruşu simgelemesi gerektiğini belirtti.

Bildiride, Çarenivîsê'nin hakları evrensel haklar olarak kabul edildi ve Birleşmiş Milletler (BM) Anlaşması'nın ilk maddesinde bu hakların yer aldığına dikkat çekildi.

Kürtlerin de dünyadaki tüm uluslar gibi kendi kaderlerini kendi elleriyle belirlemeleri ve kendi Çarenivîs’lerini oluşturmaları gerektiği belirtilmiştir.

Bildiride, Kürdistan sorununun sadece bir demokrasi sorunu değil, aynı zamanda insan hakları ve adalet sorunu olduğu ve tüm bunların birbiriyle iç içe olduğu vurgulandı.

Zanyar, en az 300 yıldır Kürtlerin bilgi ve deneyimlerinin, Kürt ulusunun egemenlik ve özerklik haklarını açıkça ortaya koyduğuna dikkat çekti.

“Mevcut düzen artık geçerli değil”

Bildiride, Yeni Ortadoğu ve dünyadaki mevcut durumun değiştiği ve Kürtler ile Aleviler, Dürziler, Yezidiler, Sünniler ve Şiiler gibi diğer gruplar için egemenlik krizinin devam ettiği belirtildi.

Kürtlerin özgürlüğü ve özerkliğinin, Yeni Ortadoğu’daki iktidar krizine çözüm getirebileceği ve yeni bir denge oluşturabileceği belirtildi; Kürdistan Bölgesi ve Özerk Yönetim, bu bağlamda iki önemli örnek olarak gösterildi.

“Kürtlerin birliği barışın anahtarıdır”

Lozan Kürt Enstitüsü, her şeyden önce Kürtlerin ve Kürdistan’ın birliği ve dayanışmasının gerekli olduğunu vurguladı ve toplantı sırasında “Kürtlerin birliği, komşuların barışı” ilkesini benimsedi.

Toplantının ardından katılımcılar birlikte yemek yediler ve enstitü yöneticilerine plaket takdim edildi.

Kürtlerin Hakları ve Geleceği Konferansı Bildirisi genel olarak şu şekildedir:

“Bingehîn’in Tespitleri

1. Çarenivîsê Hakkı Evrenseldir

Milyonlarca insanın öldürüldüğü iki dünya savaşının ardından, 1945 yılında Birleşmiş Milletler Şartı kabul edildi. Bu şartın başlangıcında, büyük ve küçük ulusların eşitliği gerektiği belirtildi. İlk maddede, ulusların eşitliği ve Çarenivîsê halkının hakları, Birleşmiş Milletler’in (BM) amaç ve ilkelerinden biri olarak belirtilmiştir.

1966 yılında, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin birinci maddesinde şu ifade yer almaktadır: “Tüm halkların kendi kaderini tayin etme hakkı vardır.”

Birleşmiş Milletler (BM) aynı şekilde, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’ni de kabul etmiştir. Bu sözleşmede, birinci bölümün başlığı “Anayasa Hakkı”dır. İlk madde şöyle der: “Tüm halklar kendi kaderini tayin etme hakkına sahiptir.”

Bu şekilde, Kendi Kaderini Tayin Hakkı (Kendi Kaderini Belirleme Hakkı), tüm ulusların ve devletlerin kabul etmesi gereken bir zorunlu hukuk kuralı (jus cogens) haline gelmiştir. Kürtler de özerk bir halk olarak, kendi kaderlerini belirleme ve kendi kaderlerini ellerine alma hakkına sahiptir. Hiçbir devlet, parti veya kurum, Kürtler adına kader belirleme kararını veremez ve bu kararı Kürtlere dayatamaz.

Kürdistan meselesi bir ulus meselesidir. Demokrasi, insan hakları, adalet ve entegrasyon meselesi değildir. Bunların hepsinin üstündedir ve hepsini kendi içinde barındırır.

Kürt ulusu, referandum gibi demokratik yollarla, anayasada yer alan federasyon ve özerklik ile ilgili hükümler, uluslararası kuruluşlardaki hukuki ve diplomatik çabalar yoluyla, kendi Çarenivîsê hakkını kullanmalı ve kararını vermelidir.

Referandum, Çarenivîs’in hakkı için demokratik bir yoldur. Ancak, eşit şartlar altında referandumun gerçekleştirilmesi şarttır. Mevcut koşullarda, özellikle Kuzey ve Doğu Kürdistan’da, demokratik bir referandumun önü açıktır. Kürt halkının kendi kaderine ilişkin kararını verebilmesi için özgür, eşit ve demokratik koşullar sağlanmalıdır.

2. Kürt Ulusunun Hakları

1694 yılından günümüze kadar, en az 300 yıldır Kürt bilginleri ve öncüleri, açıkça Kürt ulusunun egemenlik ve özerklik haklarını savunmaktadırlar. Osmanlı İmparatorluğu, 1847 yılında Kürdistan’ı işgal etti. Ancak Kürt halkı, Osmanlı egemenliğine ve 1923 Lozan Antlaşması'nın ardından Kürdistan'ın bölünmesine ve Kürtlerin boyun eğdirilmesine karşı çıkmış ve ulusal mücadelesini sürdürmüştür. Son yıllarda Kürtler, kendi kimliklerini, dillerini, kültürlerini ve toplumsal ve siyasi varlıklarını, milliyetçi bir liderlik altında Kürdistan topraklarında korumak istediklerini açıkça ortaya koydular.

3. Bölgesel ve Ulusötesi Durum

Yeni Ortadoğu ve dünya genelinde bir dönüşüm yaşanmaktadır. Bu dönüşüm, beraberinde yeni fırsatlar ve riskler getirmektedir. 2003'ten sonra Irak, 2011'den sonra da Suriye eskisi gibi değil. İran'daki rejim krizi ve Türkiye'deki on yıllık savaş, mevcut durumun kalıcı olmadığını gösteriyor. Alevi, Dürzi, Yezidi, Sünni ve Şii gibi dini gruplar için de kimlik krizi devam etmektedir. Kürtlerin özgürlüğü ve özerkliği, Yeni Ortadoğu’da kimlik krizine çözüm getirebilir ve yeni bir denge oluşturabilir. Irak’taki Kürdistan Federal Bölgesi ve Suriye’deki Kürdistan’ın Özerk Yönetimi, bu konuda iki önemli örnektir.

4. Yeni Ortadoğu’daki Gelişmeler

Kürtlerin hakları, bölgenin birleşmesi ve barışına karşı değildir. Barışçıl bir birleşme, ancak tüm tarafların hukuki ve siyasi haklarının tanınmasıyla mümkündür.

Ancak herkesin bildiği gibi, Kürtlerin ve Kürdistan’ın birliği ve barışa ihtiyacı vardır. Bu nedenle, hareketimiz “Kürtlerin birliği, komşularla barış” ilkesini benimsemektedir.

Giriş ve Sonuç

1. Ulusal Birlik Çalışmalarının Güçlendirilmesi

Kürt siyasi aktörler arasında diyalog mekanizmaları oluşturulmalı, bölünmüşlük durumu ortadan kaldırılmalı ve ortak bir konsept belirlenmelidir. Ulusal meseleler, parti ve hareketler tarafından reddedilmemeli ve bunların yerine partizan çıkarlar ön plana çıkarılmamalıdır.

2. Hukuki ve Siyasi Mücadele

Kürtlerin ulusal hakları için, bölgesel ve ulusal düzeyde güçlü bir mücadele yürütülmelidir. Kürt halkı, anayasal haklar ve özerklik konusunda kapsamlı bir şekilde bilgilendirilmelidir.

3. Özerklik, Dil, Kültür ve Eğitim Hakları

Kürt hareketleri, özerklik, dil, kültür ve eğitim haklarını birbirinden ayırmamalı ve bu hakların hukuki ve siyasi olarak adım adım hayata geçirilmesi için çabalarını yoğunlaştırmalıdır.

4. Diplomatik Girişimler

Kürdistan’ın ulusal kimliği, dünyaya net bir şekilde duyurulmalı ve diplomatik ilişkiler geliştirilmelidir.

5. Diyalog, Uzlaşma ve Anlaşma Süreçlerine Destek

Kürtler tüm ülkelerde diyalog, müzakere ve uzlaşma girişimlerini desteklemelidir. Ancak Kürdistan sorunu çözülene kadar, bu girişimlerde barış, kardeşlik ve birlik adı altında Kürtlerin manipüle edilmesine izin verilmemelidir.

Bu bildirgede tartışılan görüş ve öneriler, özgür, eşit ve adil bir gelecek için gereklidir. Biz, bu çalışmanın öncüleri olarak barışçıl yolları destekliyor, Kürt halkının haklarını savunuyor ve kararlılıkla mücadele ediyoruz.”

https://www.rudaw.net/kurmanci/world/270720258